Mülteci

Mülteci

28 Ekim 2014 Salı

Geçici Koruma Yönetmeliği


Uluslararası Af Örgütü Mülteci Hakları Koordinatörü Volkan Görendağ'ın Marksist.org'a verdiği röportaj.




suriyelisiginmacilarropSuriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan iki milyona yakın Suriyeli mülteciyi yakından ilgilendiren Geçici Koruma Yönetmeliği, geçtiğimiz günlerde resmi gazetede yayınlandı. Uluslararası Af Örgütü Mülteci Koordinatörü Volkan Görendağ ile yönetmeliğin kapsamını ve Suriyeli sığınmacıların durumunu konuştuk.
Marksist.org‘un Volkan Görendağ ile röportajı şöyleydi:
Yapılan düzenlemede tanımlanan statünün uluslararası bir geçerliliği var. Varsa başka ülkelerdeki deneyimlere de bakılarak, geçici korumanın avantajları ve dezavantajları hakkında neler söylenebilir?
Öncelikle, Türkiye mülteci kabul eden bir ülke değil. 1951 Cenevre mülteci sözleşmesine koyduğu sınırlama nedeni ile sadece Avrupa Konseyi üye ülkelerin vatandaşları Türkiye’de mülteci statüsü alabilir. Şimdiye kadar yaklaşık 40-50 kişi mülteci statüsü alabilmiş. Türkiye’ye asıl göç Ortadoğu, Afrika ve Asya’dan geliyor. Bu başvurucular Avrupalı olmadıkları için mülteci statüsü alamıyorlar, şartlı mülteci statüsü alabiliyorlar.
Bu “şartlı mülteci” statüsü Türkiye’nin icadıdır. Diğer ülkelerde böyle bir tanımlama bulmanız mümkün değil. Çünkü tümü; Madagaskar, Kongo ve Monako dışındaki ülkeler 1951 Cenevre mülteci sözleşmesini sınırlama olmadan onaylamıştır.
Geçici Koruma Statüsü diğer uluslararası koruma statülerine (mülteci, sığınmacı, şartlı mülteci, ikincil koruma) göre uluslararası camiada da ayrıntılı tanımı yapılmış bir statü değil. Türkiye’nin ayrı bir yönetmelikle düzenlemiş olması önemli bir adım. Birçok ülkede geçici koruma rejimini/statüsünü düzenleyen böyle bir düzenleme yok.
Diğer uluslararası koruma statülerine göre avantajlı ve dezavantajlı yanları var. En büyük ayırt edici tarafı, toplu sığınma durumlarında verilen bir statü olması. Mülteci, şartlı mülteci, sığınmacı statüleri bireyseldir. Geçici koruma ise kalabalık gruplara verilir, bireysel değildir.
Başka bir ülkeye kaçmak zorunda kalan insanların sorunlarının genel olduğu kabul edilir. Dolayısıyla herkes için bireysel bir araştırma yapılmaz. Statü çok daha hızlı bir şekilde alınır. Şartlı mülteci statüsü almak çok uzun bir zaman alır. Türkiye’de bugün şartlı mülteci olmak için başvuru yapan birinin 5-10 yıl boyunca beklemesi gerekiyor. 10 yılın sonunda, kendisine bu statünün verilmeyeceği, ülkesine geri dönmesi gerektiği de söylenebilir.
Geçici koruma statüsü alan birinin sağlık, eğitim, barınma gibi hizmetlere erişim imkanı, yönetmelikte tanımlandığı gibi uygulanırsa, şartlı mülteci statüsünden farklı değil.
Geçici koruma statüsünün en büyük dezavantajı ise isminden de anlaşılacağı üzere “geçici” olması. Bakanlar Kurulu kararıyla bu statü geri alınıp ülkelerine geri dönmeleri istenebilir. Bunun ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağı tamamen Bakanlar Kurulu’nun insiyatifindedir.
Yönetmelik, sadece Suriyelileri mi kapsıyor? Irak’tan gelenler, örneğin Ezidiler ne olacak?
Yönetmeliğe göre kimlerin “geçici koruma” kapsamına alınacağına Bakanlar Kurulu karar verecek. Yönetmeliğin geçici maddesine göre Suriye vatandaşları, Suriyeli vatansızlar ve Suriye’den gelen mülteciler bu kapsama alınmış. Yani Iraktan gelen Ezidiler, bu yönetmeliğin konusu değil. Ezidilerin işlemleri, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre yapılacak. Başvuruları İçişleri Bakanlığı (valilikler) tarafından alınıp değerlendirilecek. Yasada yer verilen şartlı mülteci statüsü kapsamına girdikleri belirlenirse, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından mülteci kabul eden bir başka ülkeye mülteci olarak gönderilecekler.
Bu getirilen statüyle çalışma koşullarında nasıl bir değişiklik olacak? Düzenleme, Suriyelilerin ucuz işgücü olarak kullanılmalarıyla ilgili bir yenilik içeriyor mu?
6458 sayılı yasaya göre, Türkiye’de çalışma izni sadece mülteci statüsü ve ikincil koruma statüsü alanlara direkt veriliyor. Ancak şartlı mülteciler ve başvuru yapıp statü almayı bekleyenler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurup çalışma izni alabilirler.
Yönetmeliğin getirdiği tek yenilik, geçici koruma altındakilerin, yani Suriye’den gelenlerin de bu başvuruyu yapabileceklerine dair düzenleme. Basında yer aldığı gibi Suriyelilere çalışma izni verilmiş değil.
Türkiye’de bir yabancının çalışma izni alması oldukça zor. Önce kendisine çalışacak bir yer bulması gerekiyor. Bu işyeri bakanlığa başvurup yabancıya çalışma izni almak zorunda. Bunu da pratikte görmek nerdeyse imkansız. Şartlı mülteciler veya başvuru yapıp statü almayı bekleyenler, yıllardır çalışma izni alabilmiş değiller. Tümü kayıtsız bir şekilde ucuz iş gücü olarak çalışmak zorunda bırakılıyor.
Volkan Görendağ
Volkan Görendağ
Eğitim ve sağlık hizmetlerinde ciddi bir iyileştirme olacak mı?
Yönetmelikte sadece bu konulara değiniliyor. Sağlık hizmetleri masraflarının AFAD tarafından karşılanacağı net olarak belirtilmiş ama tercüman, hastanedeki personel/hizmet kapasitesi ile ilgili görev Sağlık Bakanlığı’na verilmiş.
Eğitimle ilgili de üniversiteye kadarki eğitim Milli Eğitim bakanlığına sonrası da YÖK’e havale edilmiş. Yönetmelik sadece Suriye’den gelenlerin eğitim alabileceklerini söylüyor. Bunun nasıl yapılacağına bakanlık ve YÖK karar verecek.
Şu an eğitime devam eden Suriyeli sayısı oldukça az. Kamplarda kalanlarda nispeten daha fazla ama kamplarda yaşayanların sayısı dışarıda yaşayanlara göre oldukça az. Şu an yüz binlerce Suriyeli çocuk/genç eğitim alamaz durumda.
Suriyeli sığınmacıların tamamının kayıt altına alınması sağlanacak mı?
Bu yönetmelik yayınlanmadan önce de İçişleri Bakanlığı bir kayıt sistemi başlatmıştı. Fakat Türkiye’deki Suriyelilerin ancak %25’i kayıt altına alınabildi. Yönetmelikte kayıtla ilgili ayrıntılı düzenlemeler var. Tüm statü sahiplerine, yabancı kimlik numarası da yer alan kimliklerin verilmesi öngörülmüş. Fakat uygulamada bunu yapabilecekler mi, takip edeceğiz. Kayıt altına alınmayı bekleyen bir milyondan fazla kişi var. Hükümet, bunu nasıl yapacağına dair bir eylem planı açıklamadı henüz. Uzun bir zaman alacak gibi.
Sosyal yardımların arttırılması konusunda bir hazırlık var mı?
Kamp dışında yaşayan yaklaşık 1 milyon 750 bin kişi için bir hazırlık yok. Yönetmelikte sosyal yardımların valilik ve kaymakamlıklar bünyesinde görev yapan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından verilmesi öngörülüyor. Fakat bu vakıfların böyle bir hazırlığı olduğunu zannetmiyorum. Kamplarda yaşayan yaklaşık 250 bin kişi için AFAD tarafından sosyal yardım yapıldığını belirtiyor yetkililer. İnsan hakları örgütleri olarak bizim kamplara girmemiz yasak olduğu için böylesi bir yardımın olup olmadığını göremedik.
Geçici barınma merkezlerinin olmadığı iller için barınma konusunda bir adım atılacak mı? Veya daha çok geçici barınma merkezi mi inşa edilecek?
Geçici barınma merkezlerinin kurulması görevi AFAD’a verilmiş. Yeni yerlerin kurulmasına AFAD karar verecek. Hükümetin gündeminde tampon bölge/güvenli bölge oluşturulması var. Bu aşamada kentlerde yeni kampların kurulması ihtimali düşük. Güvenli bölge projesini hayata geçirirse sınır hattında yeni kamplar kurulabilir. Sınır hattında kurulacak kampların Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin güvenlikleri açısından oldukça risk taşıdığını belirtmeliyim.
Çok teşekkürler…
Marksist.org
28.10.2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder