Mülteci

Mülteci

11 Mart 2015 Çarşamba

İNSAN HAKLARI BATMAN PLATFORMU'NUN BATMAN’DAKİ SIĞINMACI VE MÜLTECİLERE İLİŞKİN GÖZLEM VE TESPİT RAPORU


Bildiğiniz üzere platformumuz Aralık 2014’te kurulmuş ve Batman’da faaliyet gösteren İnsan Hakları ve Meslek Örgütleri arasında ortak çalışmanın zeminini oluşturmak, aralarındaki uyum ve koordinasyonu sağlayarak insan hakları savunucularını ve insan hakları mücadelesini güçlendirerek bütünlüklü bir bakış açısı ile izleme, denetleme ve belgeleme yapabilmek amacıyla çalışmalar yapacağını duyurmuştu. Bu kapsamda ilk çalışma konusu olarak da Batman’daki sığınmacı ve mültecilere durumunun tespiti ve çözüm önerileri olarak belirlemişti.

Bugün bu konuda yapılan çalışmalar neticelenmiş ve bu çalışma ile ülkelerinde yaşanan iç savaş ve şiddet olayları nedeniyle zorunlu olarak yerlerinden olan Suriye, Irak ve Afganistan vatandaşlarından Batman’a sığınan 20 bini aşkın kişinin insani, sıhhi, hukuki koşullarının tespiti, kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaşılması amaçlamıştır.
İnceleme kapsamında, Şengal ve çevresinden gelen Ezidilerin kaldığı Batman Belediyesince organize edilen ve toplanan desteklerle kurulmuş İkiköprü (Korixe) yaşam alanı, sığınmacı Ezidi’lerin yerleşik olduğu Batman ve Beşiri’ye bağlı köyler, Batman Belediyesine ait Esentepe tesislerindeki Ezidiler ve şehir içinde özellikle kenar semtlere yerleşmiş Suriye vatandaşı Kürt ve Arap’lar ile Afganistan vatandaşlarının kaldığı yerler gezilmiştir.
Çalışma kapsamında yardım faaliyetlerini örgütleyen, kayıt işlemleri ve saha çalışması yapan, Batman Belediyesi, Göç İdaresi, AFAD, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, İl Emniyet Müdürlüğü ile görüşmeler yapılmış ve aşağıdaki tespit ve önerileri kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görmüştür.
·        İç savaş dehşeti nedeniyle ülkelerini terk edip kentimize gelen sığınmacıların her türlü ihtiyacını karşılamak görevi öncelikle kamu gücünü ve imkânlarını kullanan merkezi düzeydeki resmi kurumlarına aittir. Sığınmacıların sorunlarının çözümü STK’ların ve meslek örgütlerinin yasadan ve faaliyet alanlarının doğasından kaynaklanan yardımlarına terk edilmemelidir.
·        Bu alanda yapılacak çalışmalarda kamu, sivil toplum, yerel yönetimler, meslek odaları, üniversiteler, sığınmacılar içinde dini ve etnik çeşitliliği temsil eden delegeler vasıtasıyla ülke çapında ve Batman düzeyinde koordinasyon mekanizmalarının kurulması, bu koordinasyonun multi disipliner bir ekipten oluşması gerektiği ve bu mekanizmaların kısa, orta ve uzun vadeli stratejileri oluşturmasını tavsiye ve talep olunur
·        Uluslararası toplum ve kuruluşlara “sorumluluk paylaşımı” ilkesi kapsamında sığınmacı ve mültecilerin sorunlarının çözümü konusunda destek sunması veBirleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği nezdinde gerekli girişimlerin ve ülkemize uluslararası yardımın bir an önce yapılması gereklidir.
·        Kamu kurumlarının Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere,  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Birleşmiş Milletler’in Mülteci hakları ile ilgili kararlarına uyması gerekmektedir.
·        Sağlık hizmetlerine erişim konusunda Ezidi ve Afganların da Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamına alınması gerekmektedir.
·        Savaşın zor şartlarından etkilenen başta çocuk ve kadın savaş mağdurlarına uzmanlar tarafından psikolojik destek verilmelidir.
·        Savaş mağduru sığınmacılardan ulaşım, elektrik ve su gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasında ücret alınmamalıdır.
·        Mahalle muhtarları tespit ve yardım çalışmaları süreçlerine dâhil edilmelidir.
·        Sivil toplum özellikle sığınmacılarla ilişkilerin sağlıklı bir zeminde, karşılıklı hukuklarının teminini sağlayacak topluma entegrasyonunun sağlanması konusunda işlev görmelidir.
·        Kötü koşullarda çalıştırılan sığınmacıların çalışma koşullarının düzeltilmesi ve emeklerinin karşılığının verilmesi konusunda gerekli vicdani hassasiyet toplumsal dayanışmanın gösterilmesi gerekmektedir.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            

      Rapora ulaşmak için  
 http://web.e-baro.web.tr/uploads/72/resimler/haberler/multeci%20son/raporson.pdf







Iraklı mültecilerin haklara erişimi ile ilgili, 20 Şubat 2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı 



İçişleri Bakanlığı’ndan Iraklı mültecilerle ilgili yeni genelge:


12 Şubat 2015 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından “Irak Uyruklu Yabancılarla İlgili Yapılacak İş ve İşlemler” başlıklı yeni bir genelge yayınlandı. Bu genelge Irak’tan Türkiye’ye sığınanlarla ilgili önemli düzenlemeler içeriyor. Genelgede Türkiye’de yaşayan Iraklıların sağlık, eğitim, çalışma gibi hizmetlere erişimlerinde aksaklıkların olduğu ve bu ihtiyaç üzerine yeni bir düzenlemenin yapıldığı vurgulanıyor. Iraklıların “geçici koruma rejimi” altında olmadıkları ise genelgede yeniden vurgulanan bir nokta.

Genelgede Irak’tan Türkiye’ye sığınanlara ilişkin üç farklı işlem yapılabileceği öngörülüyor;

- Ülkesine gönüllü olarak geri dönmek isteyenlere gerekli kolaylık sağlanması
- Ülkesine geri dönemeyeceklere 6458 sayılı kanunda düzenlenen “insani ikamet izni” verilmesi
- 6458 sayılı kanunda düzenlenen uluslararası koruma başvurusu (şartlı mülteci) yapmak isteyenlerin başvurularının alınması

2014 Mayıs ayından şu ana kadar “98” ile başlayan yabancı tanıtım belgesine sahip Iraklılar uluslararası koruma veya geçici koruma rejimine dahil olmadıkları için sağlık giderleri AFAD veya SGK tarafından karşılanmıyordu. Yalnızca acil sağlık hizmetleri ücretsiz olarak karşılanabiliyordu. Bu genelge ile ise uluslararası koruma başvurusunda bulunacak Iraklılara verilecek “uluslararası koruma başvuru sahibi kimlik kartı” ve “99” ile başlayan yabancı kimlik numarası ile SGK’ya kayıtlarının yapılıp sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanma imkanı tanınmasının önü açılıyor. Yine bu genelgeyle, Türkiye’deki okullara kayıt yaptırmak isteyen çocukların resmi kayıtlarının alınması mümkün olacaktır.

İnsani ikamet izni alacak Iraklıların ise temel ihtiyaçlarının kendileri tarafından karşılanması gerekmektedir.

Genelge ile Iraklılara sunulan “gönüllü geridönüş”, “insani ikamet izni” ve “uluslararası koruma başvurusu” seçeneklerinin tümü çeşitli hak ve yükümlülükleri beraberinde getirmektedir. Bu hak ve yükümlülükler 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
İHD Mülteci Hakları Çalışma Grubu'nun Kobanêlilere destek amacıyla düzenlediği Navê Te Çi Ye? film gösteriminden elde edilen 7.000 tl gelir Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma hesabına yatırılmıştır. Dayanışma ile! 




Kobanê Kriz Koordinasyonu
Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Ocak, 2015





Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından Rojava bölgesinin Kobanê kantonuna

yönelik saldırılar, 15 Eylül 2014 tarihinde daha şiddetli bir biçimde tekrar başlamış; bu

yoğun saldırı sonucunda yüz binlerce insan sınırın kuzeyine geçmek durumunda

kalmıştır. Öncelikle Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine gelen Kobanêliler, buradan Türkiye’nin

diğer illerine de dağılmış ve bulundukları yerlerde halen yaşam mücadelesi vermektedir.

Türkiye’de bulunan Kobanêlilerin sayısı toplamda 200.000’e yakındır ve bunun

68.562’si yalnızca Suruç’ta olup, Urfa genelinde ise bu sayı 126.000 civarındadır.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı olan AFAD’ın,

ancak Kobanêlilerin sınırı geçmek durumunda kaldığı zaman üzerinden 4 ay geçtikten

sonra kurmuş olduğu 35.000 kişi kapasiteli çadır kentinde ise yalnızca 5.000 Kobanêli

yaşamaktadır. AFAD’ın bunun öncesinde kurup geçici yerleşim yeri olarak adlandırdığı

yerlerde ise 7.000 civarı kişi kalmaktaydı. Bunun dışında Suruç Belediyesi’ne ait altı

çadır kentteki 15.000’den fazla Kobanêli ile buraların dışında, Suruç’un merkez

mahalleleri, köyleri, Urfa’nın diğer ilçeleri ve Türkiye’nin diğer illerindeki Kobanêlilere

AFAD’ın yardımları yok denecek kadar azdır. Kızılay’ın AFAD kampları dışındaki

Kobanêliler için sağladığı tek imkan Suruç Belediyesi’nin çadır kentlerinde çorba

dağıtımı yapmak ve çocuk bezi temin etmektir. Birleşmiş Milletler ise hem dağıtım hem

de Kobanêli aileler için yapılacak faaliyetlerde AFAD ve Suruç Kaymakamlığı haricindeki

kurum ve oluşumları düzenli bir biçimde muhatap almadığından sağladıkları yardımlar

Kobanêli ailelerin çoğunluğuna ulaşamamaktadır.

Ayrıca, AFAD’ın çadır kentlerinden 760’tan fazla Kobanêli aile Suruç merkezinin 16

km dışarısında, Külünçe adlı köyde Suruç Belediyesi’nin de içinde bulunduğu Kobanê

Kriz Koordinasyonu tarafından kurulmakta olan Şehit Gelhat adlı çadır kente yerleşmiş

bulunmaktadır. Şehit Gelhat çadır kenti yeni kurulmaktadır ve şehrin dışında bulunması

bahane edilerek devlet tarafından kurulumu aşamasında zorluk çıkarılmaktadır. TEDAŞ

çadır kente elektrik sağlamadığı gibi, Kobanê halkıyla dayanışma içerisinde elektrik

malzemesi tedarik edenler sayesine kurulan alt yapıya, asker eşliğinde ana hattı keserek

müdahale etmiş, 760’tan fazla ailenin ve 5500 civarı insanın soğuk kış koşullarında

ısıtmadan mahrum kalmasına sebep olmuştur. Bunun yanı sıra, devlet bu çadır kenti

diğerlerinden farklı kılarak yasa dışı ilan etmiş, burada uluslar arası sivil toplum

örgütlerinin çalışmasını yasaklamıştır. Sonuç olarak buraya yerleşen aileler bu

çalışmalardan mahrum kalmaktadırlar. Ancak bir yandan aileler AFAD’ın yeni kurmuş

olduğu 35.000 kişi kapasiteli çadır kente yerleşmek yerine Şehit Gelhat’a, yani

Külünçe’ye, gelmeyi tercih etmektedirler. Bunun sebepleri de, özellikle AFAD’ın çadır

kentine giriş çıkışlar konusunda olan sıkı denetimin hapishane hissi uyandırması, eğitim

dillerinin Arapça ile Türkçe olması gibi meselelerdir. Kobanêli nüfus AFAD’ın yeni çadır

kentine yerleşmek konusunda ciddi bir güven eksikliği yaşamaktadır. Dolayısıyla

devletin çadır kentine yerleşmek yerine, Kobanê Kriz Koordinasyonu’nun tüm

durdurma çabalarına rağmen, henüz elektrik alt yapısı veya çadırlar kurulmadan Şehit

Gelhat çadır kentine gelmektedirler. Koordinasyon AFAD’a çadır kentin yönetiminde

ortaklaşmak, özellikle eğitim, kültür ve güvenlik alanlarında ortak faaliyet yürütmek ve

Kobanêlilerin kendi meclisleriyle yönetime dahil olmalarını engellememek konusunda

protokol imzalaması koşuluyla Suruç Belediyesi’nin çadır kentlerinde bulunanları

buraya da yönlendirebileceğini iletmiştir. Ancak devlet böyle bir protokol imzalamaya

yanaşmamaktadır. Sonuç olarak hem Koordinasyon’un ihtiyaçlarını tedarik etmek için

uğraş verdiği nüfus, hem de devletin bu konudaki engellemeleri artmaktadır. Buna bir

örnek Kızılay’ın çadır kentlerde önceden dağıtmakta olduğu kahvaltılık çorba dağıtımını

kesmesi, çadır kentlere yemek sağlamanın tamamen Van Aş Evi’nin üzerine kalmış

olmasıdır. Kahvaltı eksiği özellikle çok ciddidir. Bu durumla mücadele etmek de ancak

var olan dayanışma ağının genişletilmesi ve arttırılması sayesinde mümkün olmaktadır.

15 Eylül’den bu yana yaşanmakta olan bu olağanüstü durumda, Kobanêlilerin

barınma, sağlık, eğitim ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması sürecini

koordine etmekte olan oluşum Suruç ilçesinde oluşturulmuş olan Kobanê Kriz

Koordinasyonu’dur. Kriz Koordinasyonu, Suruç Belediyesi, Halkların Demokratik Partisi,

Halkların Demokratik Kongresi, Demokratik Bölgeler Partisi, Rojava Yardımlaşma ve

Dayanışma Derneği ve gönüllülerin katılımıyla meydana gelmiş bir yapıdır. Bu

Koordinasyon üzerinden hem mahalle, köy ve çadır kentlerde acil ihtiyaçların dağıtımı

organize edilmekte, hem Türkiye’deki Kobanêli ailelere ilişkin veri toplanmakta, hem de

gelen yardımlar ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının faaliyet ve katkıları koordine

edilmektedir.

Kobanê’deki savaşın sonucunda meydana gelen bu göçün etkilerinin en yoğun

şekilde yaşandığı ilçe Suruç ilçesidir. Burada Kobanê Kriz Koordinasyonu ile birlikte

faaliyet gösteren Hayata Destek Derneği (Support to Life – STL), Concern, Uluslararası

Tıbbi Birlikler (International MedicalCorps – IMC), Danimarka Mülteci Konseyi

(DanishRefugeeCouncil – DRC) gibi STK’lar hem çadır kentlerde, hem çadır kent dışında

yaşamını sürdüren Kobanêli ailelerin giyim, gıda ve gıda dışı ihtiyaç (battaniye, soba,

vs.), hijyen ve su sanitasyonu, psiko-sosyal aktiviteler gibi ihtiyaçlarını karşılamaya

yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca, Alman hükümeti başta olmak üzere çeşitli ülkelerin

desteği sayesinde buralarda faaliyet gösteren Welthungerhilfe (WHH) gibi STK’lar da

hükümetlerin Kobanê’li aileler için sağladığı hibeleri Kobanê Kriz Koordinasyonu ile

ortaklaşarak değerlendirmektedir. Bir yandan Kriz Koordinasyonu açısından çok önemli

olan bir husus da hem yürütülen çalışmaya emeğiyle destek olan, hem de kaynak

sağlayarak Kobanêli ailelerle dayanışan gönüllülerdir. Mahalle ve köylerde aylık

dağıtılan kuru gıdadan, eğitim çadırlarında bulunan materyallere, çocuklara verilen

hazır mamadan, çeşitli çadırlarda bulunan elektrik tesisatına, Kobanêlilerin giymekte

oldukları kıyafetlerden kullandıkları ilaçlara birçok kaynak Türkiye’nin pek çok ilinde

Kobanê için oluşturulan dayanışma ağlarının desteğiyle sağlanmıştır. Devletin destek

sunmadığı, hatta engel olduğu tüm noktalarda binlerce insana yaşayabilecekleri koşullar

sağlamak halkların gösterdiği bu büyük dayanışma sayesinde mümkün olmuştur.

Küçük bir belediye olan Suruç Belediyesi’nin kaynakları sınırlı olmasına rağmen,

oluşturulmuş olan bu uluslararası dayanışma ağı sayesinde Kobanêli ailelerin ihtiyaçları

büyük ölçüde karşılanırken organize edilen kampanyalarla yardımların devamı için

yoğun bir çalışma yürütülmektedir. Ancak bu süreç uzayacağından bu ağın

genişletilmesi bir yana, Türkiye devletinin ülkesine göç etmek zorunda kalmış kişilere

yönelik sorumluluğu gereği barınma, beslenme, sağlık ve eğitim gibi temel haklarını

sağlaması gerekmektedir. Başta devletin kurumları ve Birleşmiş Milletler olmak üzere

pek çok yapının Kobanê’den gelen ailelerin acil ihtiyaçlarının karşılanması ve yaşam

koşullarının iyileştirilmesi için Kobanê Kriz Koordinasyonu ile ortaklaşarak düzenli

faaliyet yürütmesi gerekmektedir.


Rapora buradan ulaşabilirsiniz:  https://drive.google.com/open?id=0B89wc8HYFjHSeHZnMGV3OWRwdkU&authuser=0