Mülteci

Mülteci

20 Aralık 2014 Cumartesi



 TÜRKİYE İNSAN HAKLARI KURUMU


SURİYELİ MÜLTECİLER ÇALIŞTAYI


Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHK) tarafından düzenlenen, bir çok dernek, kurum, kuruluş ve bakanlık çalışanlarının katıldığı Suriyeli Mülteciler Çalıştayı 11 Aralık 2014 tarihinde gerçekleştirildi.
Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi – Murat Erdoğan: Yürüttüğümüz 8 aylık çalışma neticesinde bir çok ülkeye dağılmış olan Suriyeli mülteci sayısı şu şekildedir:
Türkiye:1.165.279
Lübnan:1.147.244
Ürdün:620.441
Irak:228.484
Mısır:137.671
Türkiye’de 10 ilde 22 Barınma Merkezi bulunmaktadır. Barınma Merkezleri’nin bulunduğu iller; Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Mardin, Kahramanmaraş, Osmaniye, Adıyaman, Malatya ve Adana’dır. Mültecilerin % 13’ü kamplarda hayatına devam edebilmektedir. 80 bin nüfusa sahip Kilis’te 100 bin mülteci yaşamaktadır.
Gaziantep, Kilis, İstanbul, İzmir ve Mersin’de yürüttüğümüz farklı bir çalışma neticesinde ise ciddi bir sorun haline gelen mültecilere yönelik dışlama temelli bir Suriyeli algısıyla karşılaştık.
Biometrik kayıt yöntemiyle kayıt yaptırtan Suriyelilere Yabancı Tanıtma Kartı(Belgesi) veriliyor. 18 yaşın altında olan Suriyeli mültecilerin oranı %53’tür. Göçten bu yana ise 60 binin üzerinde çocuk dünyaya gelmiştir. Suriyeli mültecilerin maliyeti 4,5 milyar dolardır.
Göçün doğası nedeniyle özellikle kadınlar uzun bir süre kaldığı ülkeden gitmek istemiyorlar. Bu nedenle uygulanacak tüm politikaların kalıcılıkla temellendirilmesi gerekiyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK)- Alev Örsel: Geçtiğimiz dönem kayıtlı- kayıtsız 4 milyon mülteci için 6,5 milyar dolar bütçe ayırdık. Bu dönem içerisinde yürüttüğümüz faaliyetler ise şu şekildedir:
-Kayıt
-Devlet kurumlarına gerekli desteğin verilmesi
-Ekipman desteği
-AFAD ve Göç İdaresi ile birlikte yürütülen çalışmalar
-Donanım ve yazılım desteği
-İhtiyaç malzemelerinin sağlanması
-Eğitim materyalleri ve ortak müfredat sağlanması
-Prefabrik hastane, mobil klinik ve ambulans hizmetleri
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ekipleri Şubat 2012’den bu yana kamplarda çalışmaktadır.
1-Mültecilerin kendi dayanıklılığı; geri döndüklerinde kamplarda kaldıkları sürenin kayıp olarak yaşanmamış olması
2-Sosyal hizmetler konusunda dayanıklılık
3-Ev sahibi ülke dayanıklılığı gibi konular göz önünde bulundurularak önümüzdeki dönemde Bölgesel Mülteci Müdahale ve Dayanıklılık Planı’nı hayata geçireceğiz.
6 olan B.M. kuruluşu yeni planla birlikte 10’a çıkmıştır. Koruma, temel ihtiyaçlar, eğitim ve sağlık konularında çalışmalar yürüteceğiz. Öncelik ise kamp dışında yaşayan mülteciler ve eğitim konusuıdur.

AFAD – İsmail Yeşil:
28 nisan 2012’de 252 kişinin Türkiye’ye girişiyle başlayan, dünyanın en büyük göç dalgası Süriye’de yaşanmıştır. Yaklaşık 10,5 milyon kişi yerinden edilmiştir. 17 Çadır Kent, 6 Konteyner Kent kurduk. Mardin ve Suruç’ta olmak üzere 2 kamp daha faaliyete girmek üzere.

Mülteci Hakları Koordinasyonu – Volkan Görendağ:
IŞİD’in Şengal ve Kobanê saldırılarından sonra başlayan göç dalgasıyla açık kapı politikası uygulanmıştır. Şengal’den gelenlere pasaport uygulaması vardır. Pasaportsuz uygulamalar ise düzensiz bir şekilde oluıyor. Bu şekilde ülkeye giren 17 kişi sınırda hayatını kaybetti.
Kampların sınıra sıfır noktasında kurulması büyük riskler taşımaktadır. Açık kapı politikasına devam edilecekse geçiş yapılan tüm sınırlarda uygulanması gerekmektedir. Bu düzensiz geçişlerin de önüne geçecektir.
Mülteci koordinasyon görevi AFAD tarafından değil de Göç İdaresi tarafından yürütülmelidir.
Yönetmelikle ilgili ciddi sıkıntılar var. Yönetmelikte görevlendirme kısmından bahsederken kesin ifadeler kullanılıp yapılması gerekenler kısmında ise muğlak ifadeler kullanılması ciddi sorunlara sebep olmaktadır. Mültecileri sadece kayıt altına alınması sosyal haklara ulaşması için yeterli değildir. Yabancı Tanıtım Kartı’nın da verilmesi gerekmektedir. Bu karttan kaç kişiye verildiğini bilmiyoruz.

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği – Aybüke Ekici:
Uygulamada karşılaşılan en büyük sorun, çıkan kanunun uygulanması noktasındaydı. Kamp dışında, havaalanlarında ve geri gönderme merkezlerinde ciddi sorunlar yaşanıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı – Hüseyin Kocapıçak:
3239 kayıtlı, çalışma izni olan Suriyeli mülteci bulunmaktadır. Verilen çalışma izinleri aynı zamanda ikametgah yerine de geçmektedir. Yabancı, kendisine işveren buluyor ve izin işverene veriliyor. Tanıtım Kartı olanlar başvuru yapabilmektedir. Sosyal barış ve iç barışı bozmayacak şekilde hizmet vermeye devam edeceğiz.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı – Celalettin Güvenç:
2 milyon mültecinin 489 bini Şanlıurfa sınırları içerisinde yaşamlarına devam etmektedir. 56 bin nüfuslu Suruç’a 250 bin mülteci gelmiştir. Şanlıurfa’da 3 Çadır Kent, 1 Konteyner Kent, 2 de Geçici Barınma Merkezi bulunmaktadır. 140 personel ve 40 araçla Suruç’taki çadır kentlerde altyapı çalışmaları gerçekleştirdik. Savaşın başladığı günden bu yana 3919 hasta tedavi görmüştür. Kobanê’den göç eden 192 bin kişinin 7200’ü AFAD’ın kurduğu çadırlarda yaşamaktadır. 24 kişilik ekipten oluşan Sosyal İnceleme uzmanları ihtiyaçları belirlemektedir. 20 bin kişiye geçici kimlik verilmiştir.

Uluslararası Af Örgütü – Taner Kılıç:
Strateji ve politika üretme Yabancılar Şubesi’ne bırakıldı. Yeni mevzuatlar, kurumlarda uyugulama olarak karşılık bulmuyor. STK’lar tarafından dile getirilen sorunlar ve eleştiriler görmezden geliniyor. Koruma Kanunu ve Geçici Koruma ile ilgili bilgiler mültecilerin anlayacağı bir dilde kendilerine ulaştırılması gerekiyor. Bununla birlikte bu alanda hizmet veren kamu görevlilerinin de bu anlamda detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi gerekiyor. Mülteciler, sahip oldukları haklar konusunda hiçbir bilgiye sahip değiller. Bazı baroların bile çıkan kanundan haberi olmuyor.  Göç İdaresi’nin, bu alanda çalışma yürüten tüm aktörlerle ilişki içerisinde olması gerekiyor.
Bundan sonraki çalışmalar eğitim, sağlık, çalışma alanı gibi alt başlıklarda ve uzman kişilerin de katılımıyla devam etmesi gerekmektedir.

Yeditepe Üniversitesi – Nuray Ekşi:
Mültecilerin hukuki statüsüne ilişkin Cenevre Sözleşmesi’nde; 1951’den önce meydana gelen olaylar sonucunda ve ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle , yararlanmak istemeyen; yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen her şahsa uygulanacaktır.
 Türkiye sadece Avrupa ülkelerinden gelen göçmenlere mülteci statüsü vermektedir. 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin ve 1967 Protokolü’nün imzacısı olan Türkiye hala coğrafi kısıtlamalar doğrultusunda Avrupa dışındaki ülkelerden  gelen göçmenleri mülteci statüsünde değerlendirmemektedir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder